Esra's Blog

Yalnızlık paylaşılmaz…

image‘Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz’ demiş Özdemir Asaf…

Paylaşmak güzeldir, hoşumuza giden ne varsa sevdiklerimize aktarmanın ve birlikte aynı duygu frekansında yoğunlaşmanın bedene ve ruha katkısı tartışılmaz. Paylaşarak besleniriz, büyürüz. En büyük zenginlik kendin için değerli olanı, güzel olanı sadece kendine saklamadan, gönül rahatlığı ve paylaşım coşkusuyla ortaya sunabilmektir.

Mevsimlerden yaz, mekanlardan da Bodrum olunca paylaşmanın tadına doyum olmaz. Gelenlerle, gidenlerle, tüm sevdiklerinle hızlı bir tempoda Bodrum yazı defalarca yaşanır. Soframızı renklendiren en güzel domatesin, en lezzetli rokanın, harika reçellerin, mis gibi fırından çıkan simitlerin, incirlerin, şeftalillerin tadına baktırmadan ben kimseyi göndermek istemem mesela Bodrum’dan…

Sabah uyandığımda beni mutlu eden, yaşama sevincimi tetikleyen manzaraya karşı gündüz kahvemi, akşam üstü içkimi yudumlamak isterim tüm yolu Bodrum’a düşen dostlarımızla…Bu yüzden de bizim evin hareketi ve bereketi tüm yaz boyunca devam eder. Bodrum’a gelenler en trend mekanları, en güzel plajları kısıtlı bir zaman diliminde görmeyi arzu ederken, sen de onlarla ışık hızıyla Bodrum’a akarsın…

Benim gibi Bodrum aşıkları için yaşanacak bir Bodrum daha vardır. Herkes yavaş yavaş elini ayağını Bodrum’dan çekmeye başlayınca Eylül ayının başlamasıyla havası, denizi, sakinliği ve huzuruyla sizi büyüleyen başka bir Bodrum sayfası açılır. Yüzdüğünüz denizin tuzu vücudunuza şifa gibi gelir, esen tatlı rüzgar ruhunuzu okşar, her anı ve manzarayı yüreğinizin en derinliklerine kazımak istersiniz bu zamanlarda. Ve yine bu zamanlar da yoğun geçen günlerin tadı damağınız da olsa da yalnız kalmak istersiniz …

Bende öyle yaptım ve herkesi yolcu ettikten sonra kendime beş gün ayırdım Bodrum’da. İç sesime kulak verebilmek, gündemimi ve önceliklerimi gözden geçirmek, kafamda açılan dosyaları düzenlemek, okumaya başladığım kitapları bitirmek istiyordum. Kendime yarattığım bu zaman dilimi çok kıymetliydi.

Bodrum ihtiyacım olan alt yapıyı bana sunmuştu. Hava limonata gibiydi, etraf sessiz ve sakindi. Esra ile başbaşa  kalmak ve yüzde yüz kendimle olabilmek için bir adım daha gerektiğini fark ettim. İnsanlık için çok küçük ama kendim için büyük bir şey yaptım; tüm sosyal medya hesaplarımı kapadım…

Facebook özellikle de aktif bir instagram kullanıcısı olarak sosyal medyada yapmış olunan paylaşımları takip etmenin çok zamanımı aldığını ve itiraf etmeliyim ki bağımlılığa kadar beni götürdüğünü fark ettim. Kendime ayırdığım bu kaliteli zaman da dikkatimi dağıtan, zamanımı çalan, her türlü alışkanlıkları , fazlalıkları üstümden ve hayatımdan çıkarıp hafiflemeye karar verdim. Okuduğum kitapın adı da ‘Do Less‘ olunca haliyle az şey yaparak çok keyif almanın yollarına odaklandım

Cep telefonu elimin altındayken gerçekten herhangi birine ya da bir şeye tüm dikkatimi vermem neredeyse imkansızdı. Tanıdık, tanımadık insanların resimlerine bakmak ve oradan başka sayfalar açmak insanı gerçekten oyalarken zaman su gibi akıp geçiyordu. Çok keyifli, zaman zaman öğretici bu sosyal medya çılgınlığıma bir ara vermenin tam zamanıydı. Ne kimse benim ne yaptığımı bilsin ,ben de kimseden haberdar olmak istemiyorum moduna anında  girdim.

Sonuç benim açımdan çok tatmin edici oldu diyebilirim. Dışarıdan gelen seslere karşı gereken önlemi alınca içimdeki ses daha bir gür çıkmaya başladı. Dikkatimi dağıtan tüm uyarıcıların fişini çekince ihtiyacım olan dinginliği yakaladım. Bana ben lazım diyerek kendimin keyfini çıkardım. Bazen daha fazla yorulmamızın, uykusuz kalmamızın, stresli olmamızın, gözlerimizin ağrımasının, ellerimizin uyuşmasının nedeni ve sorumlusu elimizin altındaki sanal dünya olabilir mi?

Öyle ya da böyle, herkes kendisi için en doğru olan şart ve koşulları sağlayarak kendisiyle buluşmak için bir mola vermelidir. Sevgi, ilgi ve şefkati önce kendimize göstermeliyiz. Hayatımıza ekstra yük olarak kattığımız ne varsa farkına varsak iyi olur. Ben yenilenmiş, önceliklerimi tekrar gözden geçirmiş, farkındalığımı cilalamış şekilde geri döndüm. Darısı her isteyenin başına…

Son dönemlerde yaşanan olaylardan dolayı toplum olarak çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Üzgün, endişeli ve mutsuzuz. Ateş düştüğü yeri yakar deseler de her duyarlı bireyin içi kan ağlıyor. El ele, gönül gönüle durup sımsıkı kenetlenme zamanı. İnsan hayatına olan değerin ve saygının farkına vararak yaşamalı ve gereken hassasiyetleri göstermeliyiz.

Yalnızlığımızı kendimize saklasak ta sevgiyi her koşul da besleyerek paylaşmayı ve hayatın gerçeğinden uzaklaşmadan anda kalmanın hafifliğini yaşayabileceğimiz mutlu ve barış dolu günler diliyorum herkese…

 

 

 

 

 

 

i

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Protected by WP Anti Spam