Esra's Blog

Tatil modu ve Leros

imageimageimageBenim Bodrum’um bana özel, bana güzel demiştim. Bayram zamanı gelince de arkama bile bakmadan kaçtığım bir yer oluyor Bodrum. Havasına, suyuna, taşına, toprağına, insanına hayran olduğum Bodrum bir anda başkalaşıyor ve çok kalabalık  gözüküyor gözüme. İşte bu yüzden, bayram zamanını tatilcilere bırakıp kısa bir süreliğine uzaklaşıyorum Bodrum’dan. Dönüşlerin muhteşem olabilmesi için arada gitmek gerekiyor…

Yunanistan’ın Leros adası, Bodrum kıyısına yakın olduğundan Türkler tarafından çoktan keşfedilmiş. Kendine özgü bu küçük ve keyifli adaya gerek Bodrum limanından Kos aktarmalı feribotlarla gerek se denizden tekneyle ulaşmak mümkün. Hal böyle olunca da Türkiye’den Türkler gelmiş, Leros’ da bayram havası :)) Adanın tüm misafirleri Türkler olsa da bu kendimizi farklı bir dokunun, imageimageimageimageyerleşimin içinde hissetmemize engel olmadı.

Yunan adalarının en tipik özelliği olan mavi ile beyazın muhteşem uyumunu her adımda hissedebileceğiniz yer Leros adasında Panteli koyudur. Panteli  plajı diye bilinen sahil yel değirmenleri, kalesi, tavernaları, marinası ile popüler tipik bir balıkçı kasabası. Burada konaklamanın keyfi anlatılmaz, yaşanır. Alargadaki o kadar tekneye rağmen deniz gerçekten pırıl pırıl. Benim gibi ordan oraya koşturmaktan ve araba kullanmaktan bıktıysanız Panteli plajında ki otellerde iki, üç gece geçirerek adayı keşfetmek size iyi gelecektir. Odanızdan çıkıp on adımda harika, berrak bir denize girerek güne başlamak ve yine bir kaç adım mesafedeki tavernalarda yemek yemek, akşamüstü birbirinden zevkli küçük, sevimli dükkanlar arasında dolanmak ve bunların hepsini yürüyerek yapabilmek sanırım tatilin en büyük lüksü oldu bizim için…

Leros şahsiyetsiz, turistik bir bölge olmaktan uzakta, kimliğini korumuş, sevimli bir ada görüntüsü veriyor. Salaş ve dingin, basit ve zevkli. Ruhu olan heryeri ve herşeyi sevmeye hazır olduğumuzdan ben ve arkadaşlarım adanın püfür püfür esen rüzgarına kendimizi teslim ettik.

Zorbas ve Mylos tavernaları Leros’ un klasikleri arasında yerini almış. Adalara mahsus taze deniz mahsullerini; ahtapotu, baby kalamar ve kızarmış gümüş balıklarını,kadayıfa sarılmış peyniri, istakozlu spagettiyi, meşhur yunan salatası ve Barbayanni marka uzo eşliğinde keyifle yudumlamak bir Ege klasiği olmuş. Gösterişten uzak, adanın doğal yapısı bozulmadan, köhne denilebilecek bu tavernalarda uygun fiyata mükemmel lezzette yemek yemek, güzel ve temiz servis almak mümkün. Ekonomik olarak sıkıntılı günler geçirirken gelen turisti kazıklamak gibi bir duruşları yok. Moda tabirle ‘cool’ kalmaya çalışıyorlar.

Tatili geçirdiğimiz yer kadar, tatili geçirdiğimiz arkadaşlar da önemlidir. Kasmadan, kasılmadan, adanın huzurlu havasını soluyarak, hiç bir aksiliğin keyfimizi bozmasına izin vermeyerek, unutulmayacak anları paylaşmak, kahkahalarla gülmek ve hem küçüklerin hem de büyüklerin güzel anlaştığı, uyum içinde olduğu bir beraberliği tatilde yaşamak çok kıymetlidir. Mavi ve beyazın en güzel tonlarının hakim olduğu bu şirin adaya bizde kendi rengimizi kattığımızı düşünüyorum.

Ege ruhu denen bir gerçek vardır. Sıcakkanlı, güleryüzlü, medeni insanlardır. Eğlenmeyi, müziği, dans etmeyi severler. Kendilerine özgü, lezzetli ve sağlıklı bir mutfakları vardır. İçmeyi de severler. Kalbi sıcak, ruhu fıkır fıkır olan Ege insanıyla kendimizi yakın hissederiz. Hepimiz gün geçtikçe ve yaş ilerledikçe bizi yoran yaşam tarzından ve insanlardan hızla uzaklaşıyor ve özümüze en yakın hissettiğimiz ortamlara doğru adeta mıknatısla çekiliyoruz. Bu yüzden de adalar bu tarzdan hoşlananlar için halen çok cazip ve keşfedilmeyi bekliyor. Gözünün gördüğü manzaradan, yediğin balıktan, yüzdüğün denizden, aldığın servisten memnun ve mutlu olduğun kaç yer kaldı ki ?

Sakız likörümü tüm keşfedilecek yerlere ve gezmekten, görmekten keyif almasını bilen tüm ‘Gezgin Ruhlara’  kaldırıyorum Kalimera..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Protected by WP Anti Spam